Hayat Yolu
Bankacı Gözüyle
Bülent Şenver

Tanrı her canlı için farklı bir hayat yolu yaratmıştır. İnsanlara verdiği hayat yolunu bazen 60 yıl , bazen 80 yıl, bazen de çok daha erken bir yılda sona erdirir.

Hayat yolumuzun ne zaman sona ereceğini bilemeyiz. Tanrı bu tarihi bilmemizi istememiştir. Hayat yolumuzun başı ve sonu arasındaki ilişkiyi Bir Varmış Bir Yokmuş düzenine göre kurmuştur. Bu gün birlikte olduğunuz bir kişiyi yarın bir daha hiç görmemek üzere kaybedebilirsiniz.

Bu düşünceler Ankara’dan İstanbul’a dönerken uçağın içinde aklıma geldi. Hostesin bana uzattığı yiyecek kutusunu almayacağımı söyledikten sonra yanımda oturan genç kızın iştahla sandviçini ısırdığını gördüm. Yan koltuktaki beyefendi ise başının sağa kaykılmasına engel olamamış, çoktan uykuya dalmıştı bile. Herkes kendi ”Hayat Yolunda” birşeyler yapıyordu.

Cebimdeki not defterimi çıkarttım. Başlığı yazdım. ”Hayat Yolu”. Düşündükçe düşünmesem daha iyi olur dediğim kartşılaştırmalar, mukayeseler yapmaya başladım. Hatta bir ara farkında olmadan bazı çarpma, toplama işlemleri yapıp, not defterime sayılar yazdığımı farkettim.

20 yıl daha yaşasam acaba hayat yolum sona ermeden daha kaç bardak su içebilirdim? Günde 4 bardak su içsem, 20 yıl çarpı 365 gün çarpı 4 bardak toplam 29200 bardak olur.

Kızımı daha kaç kere koklayabilirdim? Her hafta iki kere koklasam, 20 yıl çarpı 52 hafta, çarpı 2 kez, toplam 2080 kez.

Eşime daha kaç kez sarılabilirdim? Ayda 3 kez sarılabilsem, 20 yıl çarpı 12 ay, çarpı 3 kez, toplam 720 kez.

Pilotun iniş için yaptığı anonsu duyduğumda not defterimin son sayfasına geldiğimi farkettim. Yanımdaki genç kız kumanyasını çoktan bitirmiş, karşı sırada oturan beyefendi uykusundan uyanmıştı. Üçümüz de inişe hazırdık. Tek farkla. Ben biran önce inmek için onlardan daha fazla sabırsızlanıyordum. İndikten sonra, yapmak istediklerimi bir an önce yapabilmek için heyecan duyuyordum.

Uçaktan indikten sonra koşar adımlarla arabama ulaştım. Eve geldiğimde gece saat onbir olmuştu.

Kapıyı eşim açtı. Elimdeki ağır çantamı yere atıp ona sarıldım. Her zamankinden çok daha sıkı sarılmış olsam gerek, bana ”Hayırdır, bir şey mi oldu?” diye sordu. ”Bir şey yok. İçimden geldi” dedim.

İçerideki odasından kızım ”Hoş geldin baba” diye bağırdı.

Ayakkabılarımı ayağımdan sökercesine çıkarttım ve onun odasına koştum. Masasında ders çalışıyordu. Başını iki elimin arasına alıp, saçlarını kokladım. Kokusunu ciğerlerime doldurdum. Masasının üzerinde duran su bardağınındaki suyu içmek için ondan izin istedim. Bardağın içindeki suyu neredeyse emerek yudum yudum, yavaş yavaş, tadına vararak içtim. Sonra da ”Ohhhh’ diye bir ses çıkarttım.

Kızım ”Baba hayrola, ne yapıyorsun? Suyunu sessiz içsene” diyerek beni uyardı.

Kimbilir daha kaç kez kızımı koklayabilecek, eşime sarılabilecek, bir bardak su içebilecektim. Not defterimde yaptığım hesaplar aklıma geldi.

Uçak yolculuğundan almış olduğum radyasyonu temizlemek için duşa girdiğimde basit ama yapması kolay olan üç şeyi yaptığım için memnundum. Bir bardak su içmek, eşime sarılmak, kızımı koklamak. Bu akşam beni mutlu eden bu üç şeydi.

Hayat yolumda sevdiğim, zevk aldığım şeyleri yapmak için kendime ve yakınlarıma daha çok zaman ayırmam gerektiğini bir kez daha hatırladım.

Hayatınız, sevdiğiniz, zevk aldığınız, dakikalarla dolsun.

Hayat yolunuzun her daim açık olsun.