Öncelikle bir medeniyet tasavvuru ne demektir ve niçin gereklidir? Bu sorulara cevap vermeden söylediklerimin tam olarak anlaşılmayacağını zannediyorum.

Medeniyet: Kabul edilen üstün değerler ve ahlak üzerinde şekillenen ve olgunlaşan bir dünya görüşünün (Allah’a, insana, hayata, kâinata dair) bilgi üretim ve imkânla kendi yerel ölçeğini aşıp evrensel ölçeğe ulaşmasıdır. İnsanlık tüm tarihi boyunca bunun mücadelesini vermiştir. Çünkü insan yeryüzüne halife olarak gönderilmiş ve bu sorumluluğa uygun donanımla yaratılmıştır. Bu durum onun, ister istemez hegomonik bir varlık olarak davranmasında da tabii etken olmuştur. Tüm insanlık tarihi boyunca insanlık; iman ettiği (vahiyle gelene) veya kendisi oluşturduğu değerler etrafında bir dünya görüşü oluşturmuş ve bu dünya görüşünü her ortaya koyduğunda (düşünce, sanat, edebiyat, mimari, estetik, yaşam biçimi, yönetim, paylaşım, kısaca tüm üretimi) hâkim kılmış ve tüm yeryüzünde de etkin kılmaya çalışmıştır. Bunu başardığı oranda da güçlü medeniyetler kurmuş ve etkin olmuştur.

Tüm peygamberler bu mücadelede en önde yerlerini almışlar ve vahyin oluşturduğu değerler ekseninde ve ahlak üzerine bir dünya görüşünün oluşmasına ve etkin olmasına öncülük etmişlerdir. Ya da insanoğlu kendi hevası ve şeytanın iğvasına tabi olup, bunları eksen alan bir dünya görüşüne yönelmiş ve bu görüş istikametinde bir dünya inşa etmeye çalışmış.

Yeryüzüne halife olarak gönderilme sorumluluğu; ihtiyaren (kendi irademizle) kâinatın tevhid iklimine katılma ve onun büyük uyumuna (büyük kozmos) tabi olmaktır. O zaman kesrette vahdet sağlanmış ve beşer, “hazreti insan” olarak sorumluluğunu yerine getirmiş olur. Yeryüzünde adalet gerçekleşmiş (her hak sahibine hakkı teslim edilmiş) ve ihsan (güzellik) hâkim olmuştur. Vahyin oluşturduğu değerler ve ahlak ekseninde oluşan dünya görüşünün gerçekleştirdiği medeniyet ikliminin varacağı netice budur. Heva, heves ve şeytana (oluşturduğu ideolojiler ve tahrif ettiği gerçek dinler) tabi olup bunların ekseninde oluşan dünya görüşlerinin gerçekleştirdiği medeniyet imkânı adalet ve ihsanı yakalayamayacak, hep zulüm ve gözyaşına sebep olacaktır. Kul olarak yaratılmış bir varlığın ilahlığa soyunmasının doğal sonucu olarak büyük kaosa sebep olacaktır. Bu kaos en başta kendini ve gezegeni sürekli huzursuz edecektir. Kâinatın tevhid dilini okuyup anladıkça birçok güzelliğe de imza atacak; ancak tam bir uyumu (kozmos) asla yakalayamayacaktır. Ürettiği ihsandan (güzellikten) çok tekebbürü ve çirkinliği simgeleyecektir.

İslam medeniyeti; ümmi bir Peygamber’le(s.a.v) ümmi bir toplumda ilk tohumlarını yeryüzü toprağına bıraktı. 150 yıl gibi çok kısa bir sürede yeryüzünün tüm büyük medeniyetlerine meydan okudu ve bazılarını dize getirdi. Onların sahip olduğu tüm beşeri tecrübeleri aldı ve kendi vahiy eksenli dünya görüşünde eritmeyi ve onları aşarak daha büyük ve daha güçlü tecrübeleri ortaya koymayı başardı. Yeryüzü adalet ve ihsanın hâkim olduğu bir medeniyet imkânıyla tanıştı ve bu imkânın esenliğinde uzun yüzyıllar yaşadı.

Materyalist dünya görüşü üzerinde gerçekleşen bilgi, üretim ve teknoloji gücüyle (özellikle silah gücü) tüm yeryüzü ölçeğinde etkinleşen modern batı medeniyeti, tüm medeniyet havzalarını istila ederek onları çökertti. İslam medeniyeti dışındakileri fosilleştirmeyi başardı ancak İslam medeniyeti karakteri icabı fosilleştirilemedi. İslam medeniyet havzası önce teker teker istiladan kurtulma çabası ortaya koydu ve kurtuldu. Ancak modern batı dünya görüşüne karşı bir dünya görüşü oluşturulamadığı için kendini sömürgeleştirilmekten kurtaramadı. Son çeyrek asır bunun sorgulaması ile geçti, ancak hep ideolojik ve sloganik bir yaklaşım sergilendiği için asıl sorumluluk ortaya konamadı. Şimdilerde asıl sorumluluğu fark eden bir entelektüel zemin oluşmaya başladı ve öyle görünüyor ki büyük bir dünya görüşünü ortaya koyabilecek büyük sancılar çekiliyor.

İnsan ve Medeniyet Hareketi bu sorumluluğun farkında olarak işe koyuldu ve tüm yaptıklarını ve yapacaklarını bu dünya görüşünün oluşumuna ve ete kemiğe bürünmesine katkıda bulunmak üzere ortaya koyuyor; bu yolun uzun ve sorumluluğun büyük olduğunun farkında olarak…

İkram Soltan
İnsan ve Medeniyet Hareketi Başkanı